
| Term | Definition | |||
|---|---|---|---|---|
| KRİZ SONRASI EVRE |
Kriz Sonrası Evre: Kriz evresinde tarafların izledikleri kriz yönetim stratejileri taraflar arasında sıcak bir askeri çarpışmaya yol açmamış ise krizin uzun bir zaman dilimine yayılması genellikle beklenmez. Bu süreç içerisinde ya taraflar doğrudan kendi aralarında veya üçncü aktörlerin girişimleriyle bir diyalog süreci içerisine girerek kriz sonrası evreyi kurmaya çalışırlar. Kriz sonrası evre büyük ölçüde uyuşmazlık konusunda taraflar arasında nasıl bir statünün kurulacağına bağlı olarak şekillenir. Bununla birlikte kimi durumlarda(genellikle) taraflar arasında kriz gerginliği ortadan kaldırılabilmiş olsa da çatışma ve/ya uyuşmazlık konusunu çözmek mümkün olamamaktadır. Dolayısıyla bu durum ilişkilerde/uyuşmazlıkta aynı konuda yeni krizlerin çıkabileceğinin göstergesi olabilmektedir. Kriz eğer taraflar arasında bir uzlaşı ile çözülebilmiş ve bu uzlaşı uyuşmazlığı da ortadan kaldırmış ise tarafların yeniden "normal" ilişkilere geri dönmesi ve hatta ilişkilerini daha da geliştirmesi mümkündür.
|
|||
| Krize Özgü Uyuşmazlığın ve/ya Çatışmanın Başlangıç Evresi |
Krize Özgü [Uyuşmazlığın ve/ya Çatışmanın] Başlangıç Evresi: Kriz analizi açısından yapılacak bir değerlendirmede taraflar arasındaki uyuşmazlığı çatışmaya, çatışmayı ise krize tetikleyen sözsel-eylemsel davranışların gözlemlendiği süreç kriz analizinin "başlangıç" evresi içerisinde yer alır. Bu evrede taraflar karşılıklı olarak risk-tehdit analizlerini yapacak zamana sahiptirler ve daha henüz diplomatik-siyasi girişimlerle uyuşmazlığı-çatışmayı çözebilme olasılığı bulunmaktadır. Bu süreçte tarafların uyuşmazlık-çatışmaya dair sözsel-eylemsel yaklaşımları bir krizi hatta askeri bir çatışmayı olasılıklar içerisinde düşünmeye yöneltecek yeterli uyaranları içerebilir.
|
|||
| KÜÇÜK ÇATIŞMA |
Küçük Çatışma Kriz sürecinde taraflar arasında gerginliği tırmandıracak şiddet içeren eylemlere de rastlanabilir. Ancak bu askeri nitelikli, düşük yoğunluklu ve görece yerel sayılabilecek çatışmalar taraflarca denetim altında tutulmaya çalışılır. Taraflardan herhengi biri eğer küçük çatışmaların tırmanmasında yarar görüyor ve çatışmanın topyekün, daha kapsamlı bir savaşa dönüşmesinden başarılı çıkabileceğini düşünüyor ise tırmanma gerçekleşebilir.
|
|||
| KUVVET KULLANIMI |
Kuvvet Kullanımı: Uyuşmazlık sonrasında taraflardan birinin eylemselliği tercih etmesiyle başlayan çatışma evresinde taraflar arasındaki ilişkileri gerginleştiren; askeri enstrümanları da içeren yöntemlerle desteklenen, farklı düzeylerde şiddet içeren bir stratejinin izlenmesini gerektirebilir. Böylesi bir durumda stratejinin gereği olarak sınırlı bir şiddet/kuvvet kullanımını tercih ederek rakibe kararlılık ve inandırıcılığını göstermeye çalışabilir. Savunmacı taraf açısından kuvvet kullanma tehditine başvurulacaksa kuvvet kullanımının topyekûn bir savaşa yol açmayacak sınırlılıkta ve ölçüde olmasına özen gösterilir. Aksi takdirde kriz halinin istenmeyen bir savaşa dönüşme riski vardır.
Kriz analizi açısından eğer kuvvet kullanma ve/ya tehditi çatışma [yönetimi] evresinde tetikleyici eylem/tercih olarak uygulanmış ise bu durumda savunmacı taraf açısından krizi tırmandıran eylem olarak algılanan bu durum çoğu kez benzer enstrümanların devreye sokulması ile dengelenmeye çalışılır. Krizi tetikleyen olay saldırgan tarafın başlatmış olduğu bir kuvvet kullanma girişiminden ve/ya tehdidinden dolayı kolaylıkla tırmanma sürecine girebilir.
|
|||
| MAĞDURİYET ALGISI KRİZİ |
Mağduriyet Algısı Krizi Kriz olarak adlandıracağımız olay taraflardan birinin [genellikle saldırgan tarafın] kendini mağdur olarak görmesinden doğabileceği gibi etkisi bakımından krize neden olan olay ve/ya saldırgan davranış savunmacı taraf bakımndan da mağduriyet algısı yaratabilir ve savunmacı tarafı tepki göstermeye zorlar. Ancak bu tepki çeşitli özgün nedenlerden dolayı her zaman savunmacı tarafın haklarını korumaya yetmeyebilir. Böylesi durumlarda taraflar arasındaki güç dengesini ya tersine çevirmek yoluyla dengenin eşitlenmesi veya asimetrik dengenin leyhe çevrilmesi gerekir. Savunmacı taraf açısından uyuşmazlık, çatışma evrelerinde saldırgan tarafın giriştiği tırmandırıcı [tetikleyici] sözsel/eylemsel girişimler mağduriyet algısı yaratıyor ise bu durumda kriz yönetim stratejilerinden biri uygulamaya konularak saldırganın eyleminden caydırılmasına veya durudurulmasına çalışılır. Savunmacı açıdan verilecek örnek: 1974 sonrasında Yunanistan'ın Ege Denizi'nde kıta sahanlığı uyuşmazlığında ulusal karasularını 6 deniz milinin ötesine genişleterek kıta sahanlığı uyuşmazlığında avantaj yaratmaya çalışmasını örnek olarak verebiliriz. Türkiye, Yunanistan'ın bu yönde bir eyleminin ulusal çıkarları ve egemenlik hakları açısından mağduriyet yaratacağını ileri sürerek bu durumu savaş nedeni (casus belli) olarak gördüğünü açıklamıştır. Türkiye'nin bu kararı krizi tırmandırmakla birlikte Yunanistan açısından sınanması bakımından kabul edilemez bir risk yaratmıştır. Saldırgan açısından verilecek örnek: 1991 yılında Irak'ın Kuveyt'e ilişkin siyasası bu açıdan ilginç bir örnektir. Irak'ın Kuveyt'e saldırmadan önce dillendirdiği mağduriyet söyleminde söz konusu toprakların kendisinden kopartılmış olduğu, İran ile girişmiş olduğu savaş sırasında bu bölgede Kuveyt'in Irak'a ait petrol kuyularını haksız olarak işlettiğine yönelik gerekçeler sıralanmış ve mağduriyetinin giderilmesi için kendisinden kopartılan bu toprakların Irak topraklarına katılması gerektiği dillendirilmiştir.
|
|||
| MEDYANIN KIŞKIRTMASI |
Medyanın Kışkırtması Uyuşmazlık evresinde taraflar arasında sözsel olarak ortaya çıkan görüş ayrılıkları süreç içerisidne taraflardan biri ve/ya her ikisinin kendi ulusal-uluslararası kamoyları önünde tartışılmaya başlandığında kitle iletişim araçları uyuşmazlık konusunu taraflar arasında gerginliği tırmandıracak şekilde gündemde tartışmaya ve sansasyonel boyutuyla işlemeye çalışır. Medyanın uyuşmazlıkla bu denli ilgilenmesi bir süre sonra siyasi karar alıcıların hareket sahalarını daraltacak ve karar almalarını zorlaştıracak bir etki yaratır. Siyasi karar alıcılar medyanın baskısına daha fazla karşı koyamayarak tutumlarını sertleştirebilirler; bu ise çatışma evresinden kriz evresine geçiş demektir.... Bazı durumlarda ise siyasi karar alıcılar dış politikada ve/ya ilgili konuda yürüttükleri müzakerelerde ulusal kamuoylarının desteğini yanlarında görmek için basını kanaat oluşturucu bir araç olarak ullanmaya yönelebilirler...
1955 yılındaki 6-7 Eylül 1955 olayları... 1996 yılında yaşanan Kardak Kayalıkları uyuşmazlığında her iki ülke medyasının oynadığı kışkırtıcı rol bu açıdan önemli örneklerdendir...
|
|||
| MEŞRUİYET KRİZİ |
Meşruiyet Krizi Krizi çıkaran taraf kriz yaratan olayı meşruiyet sağlamak amacıyla başlatabilir. Savunmacı taraf için meşruiyet krizi ise daha önce tanınmış olan veya tanınmasını istediği hak ve statüyü korumaya ilişkin olabilir. Saldırgan tarafın başlatmış olacağı bir fiili durum yaratma çabası ise saldırgan tarafın haksız eylemine meşruiyet sağlamayı hedefleyebilir.
|
|||
| MEŞRULUK SORGULANMASI |
Meşruluk Sorgulanması Uyuşmazlığı çatışma evresinden kriz evresine taşıyan sözsel/eylemsel davranış savunmacı taraf açısından temel değerlerin hatta var oluşun dayandığı bir statüyü, dolayısıyla savunmacı tarafın temel değerlerinin meşruluğunu sorgulayan nitelikte olabilir. Algısal olarak savunmacı tarafın önemli değer, çıkar, saygınlık, var oluş vd önceliklerinin tartışmaya açılmış olması savunmacı tarafın tepki vermesini gerektirdiğinden krizin tetikleyicisi olarak görülebilir. Diğer yandan saldırgan taraf bir kriz yaratarak mevcut stükoda bir değişikliği gerçekleştirmeye çalışıyor ise bunu kolaylaştıracak seçeneklerden biri mevcut statükonun meşruiyetini tartışmaya açmak ve karşı tarafın uygulamasını tanımadığın gösterecek eylemler icra etmektir. Bazı durumlarda savunamcı taraf da bu tür bir sözsel/eylemsel davranışı sergileyebilir; henüz üzerinde uzlaşılmış bir statü yok ve taraflardan biri diğerinden önce hak iddiasını yansıtan girişimleri uygulamaya başlamış ise savunmacı taraf bu uygulamaları tanımadığını ve kendisinin de hak sahibi olduğunu göstermek, karşı tarafa kabul ettirmek için halihazırdaki durumu meşruluk açısından tartışmaya açabilir. Savunmacı niteliğiyle örnek: Türkiye'nin Ege Denizi'nde sadece Yunanistan'ın değil Türkiye'nin de egemenlik hak ve çıkarlarının bulunduğunu göstermek, Yunanistan'a bu durumu müzakere etmek gerektiğini kabul ettirmek için başlatmış olduğu Ege Denizi'nde Türk kıta sahanlığı iddiasını gösterir ruhsatlar vermesi ve bölgeye sismik araştırma gemileri göndermesi. Saldıran niteliğiyle örnek: 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Ermenistan'ın bağımsızlık bildirgesinde Gümrü Antlaşması ile oluşturulan Türkiye-Ermenistan sınırını tanımadığını açıklamış olması ve söz konusu statünün meşruluğunu sorgulaması.
|
|||
| MORAL DESTEK |
Kriz sırasında üçüncü aktörlerin saldırıya uğrayan tarafın direnç ve kararlılığını koruyabilmesi için meşru zemin içerisinde saldırgana karşı savunmacı tarafa vermiş olduğu destek.
|
|||
| MÜZAKERE |
Krizin tarafları arasında gerginlik yaratan konunun barışçıl diplomatik, siyasi yöntemler kullanılarak ele alınması süreci. Müzakere sürecinde taraflar konuyu kendi açılarından dillendirme fırsatı bulabilecekleri gibi karşı tarafın görüş ve çözüm önerilerini de öğrenme fırsatı yakalamış olurlar. Uzlaşma isteğinin yüksek olduğu durumlarda genellikle müzakerelerden sorun çözümüne yönelik bir ilerlemeyle ayrılmak mümkündür. Bununla birlikte asimetrik güç ilişkilerinin olduğu bir krizde müzakere zayıf tarafın aleyhine sonuç doğurabileceğinden tercih edilmeyebilir. Böylesi bir durumda müzakere yerine zayıf taraf ya asimetriyi tersine çevirmeye yönelir ya da hukuki süreçlere başvurmayı tercih edebilir. Taraflar arasında uyuşmazlık evresinde sözsel görüş ve çıkar ayrılıklarının ortaya çıkması ve bunların müzakere edilmesi bir sonraki evre olan çatışma yönetimine geçilmeden konunun -uyuşmazlığın çözülmesini sağlayabilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eğer hukuksal-siyasal açıdan çözümlenemeyecek bir nitelikte ise bu durumda müzakerlerin çıkmaza sürüklenmesi ve kısa sürede çatışma safhasına girilmesine yol açabilir.
|
|||
| OLDUBİTTİ |
Oldu Bitti Stratejisi/Fait Accompli Uyuşmazlık-çatışma süreci içerisinde taraflardan birinin mevcut koşulları kendi çıkar, beklentilerinin gerçekleştirilebilmesi bakımından en uygun zaman olarak değerlendirerek halihazırdaki dengeyi kendi yararına değiştirmeye çalışması durumu. Oldu-bitti stratejisine başvuran taraf dengeyi değiştirmeye çalışırken bu davranışının rakibi saldırgan bir siyasa izlemeye teşvik etmeyeceği, rakibin gösterebileceği tepkiyi etkisiz kılabileceği düşüncesindedir. "Fiili durum" ile yaratmış olduğu emrivaki sonucunda bir yandan kararlılığını göstermiş olur diğer yandan meydan okuyarak tırmanmandırmaya hazırlıklı olduğu sinyalini verir. A. George oldu-bitti stratejisini saldırgan stratejiler içerisinde değerlendirmektedir. Çünkü bu stratejinin bir çatışma-kriz sürecinde uygunlanması durumunda ortaya çıkacak tek yanlı değişiklik taraflar arasında ilişkilerin gerginliğini daha da arttırabilecektir. Aynı zamanda oldu-bitti stratejisini uygulayan taraf bu durumu ne kadar karşısındaki tarafa kabul ettirmeye çalışmış olsa da denge değişikliğinden mağdur eden tarafın sonucu kabul etmesi mümkün değildir. 12345
Oldu-bitti stratejisi ile fiili durum yaratma yöntemi zaman zaman birbirinin yerine kullanılmış olsa da aslında birbirinden farklı anlamlar ifade etmektedir. Oldu-bitti stratejisinden farklı olarak fiili durum yaratma yöntemi çoğunlukla savunmacı karakterde icra edilebilecek bir strateji olarak daha esnek uygulamalara fırsat verir. Aynı zamanda tartışmalı bir konuda müzakereye girmekten kaçınan tarafı müzakere masasına oturtabilmeye de olanak sağlar.
|
|||
| PARTİLER ÜSTÜ |
Partiler Üstü [Hükümet] Kriz anında tarafların siyasal rejim özelliklerine göre hükümeti tek bir partinin güven oyu alarak oluşturmasının veya bir koalisyon hükümetinin kurulmasının mümkün olmadığı olağanüstü durumlarda parlamentodaki siyasi partiler belli bir dönem için görev yapacak hükümeti parlamentodaki milletvekillerinden oluşturarak desteklerler.
Böylesi bir durumda oluşturulan partiler üstü hükümet doğrudan herhangi bir siyasi partiye dayanmamakta, aksine bir uzlaşı hükümeti olmaktadır. Bununla birlikte partiler üstü hükümetlerin uzun dönemli ve/ya kalıcı olma şansları yoktur.
|
|||
| PRESTİJ KRİZİ |
Prestij Krizi Krize neden olan davranış/olay savunmacı taraf açısından saygınlığı sorgulayan, zedeleyen, tehdit eden bir nitelikte görülülebilir. Benzer şekilde krize neden olan olayı başlatan taraf da giriştiği eylem ve söylem ile ulusal/uluslararası çevresinde bir saygınlık arayışı içerisinde olabilir. Savunmacı taraf açısından prestijini sorgulayan bir söylem ve/ya eyleme karşı sessiz /tepkisiz kalması fiili durumun/saldırının kabulü anlamına gelebileceğinden orantılı/dengeli bir tepkinin gösterilmesi gerekir ki bu da saldırgan taraf açısından direnç olarak görüleceğinden gerginliğin tırmanması mümkündür.
|
|||
| PROTESTO |
Çatışma evresinde iken taraflardan birinin diğerine vermiş olduğu bir yazılı/sözlü potesto [notası] sonrasında çatışmanın krize dönüşmesi durumu. Çatışmacı ilişkilere sahip taraflardan biri muhatabının sergilemiş olduğu sözsel/eylemsel davranışdan duyduğu rahatsızlığı göstermek amacıyla bu durumu diplomatik teamüller çerçevesinde veya değil protesto edebilir. Protestonun içeriğinde yazılanlar kadar hangi araç ve yöntemlerle duyurulduğu; protestonun dillendirilmesinin ardından nasıl bir destekleyici davranış sergileneceği protestocu tarafın inandırıcılık ve kararlılığını gösterir. Örneğin muhatap devlete verilen protesto notasının ardından diplomatik ilişkilerin / temsilciliklerin düzeyinin düşürülmesi gibi.
Diplomatik - siyasi protestonun ardından muhatap ülkenin davranışı , görüş ayrılığının giderilmesi yönünde gelişebileceği gibi çatışmacı ilişkilerin daha da tırmanarak krize dönüşmesine de yol açabilir.
|
|||
| PSİKOLOJİK STRES VE BASKI YARATMA |
Psikolojik Stres ve Baskı Yaratma Bazı kriz durumlarında krizin tetiklenmesiyle beraber savunmacı [kimi durumlarda saldırgan taraf üzerinde] taraf üzerinde yoğun bir stres ve baskı yaratılarak krizden beklenen yarar sağlanmaya çalışılır. Doğrudan fiziksel bir şiddet gözlenmemekle beraber karar alıcı kriz sürecinde psikolojik olarak ağır bir zarar uğrayabileceği endişesi ile istemi yerine getirmeye zorlanır. Rakip üzerinde priskolojik stres ve baskı yaratmanın düzeyi iyi ayarlanmadığı takdirde rakibin kendisini seçeneksiz ve/ya köşeye sıkışmış hissederek istenmeyen bir krizi tırmandırma sürecine girmesi mümkündür. Baskının etkili olabilmesi bunu uygulayacak aktörün kapasitesi ile de ilintilidir. Eğer baskı yaratma kapasitesi yetersiz ise kriz sürecinde rakip üzerinde etkili olabilmek mümkün değildir. Özellikle savunmacı tarafın saldırgan bir eyleme göstereceği tepki açısından tercih edildiğinde caydırıcı sonuç doğurması beklenir. Böylesi bir durumda rakip üzerinde yaratılacak baskı ile saldırgan eyleme giriştiği takdirde daha fazla kayba uğrayabileceği gösterilmeye çalışılır.
|