
| Term | Definition | |||
|---|---|---|---|---|
| DİPLOMATİK İLİŞKİ KESİLMESİ |
Diplomatik İlişki Kesilmesi [Krizi] Taraflar arasındaki diplomatik ilişkilerin kesilmesi sonucunda uyuşmazlık konularında gerginliğin yaşanması ve tırmanma sürecine girilmesi. Uyuşmazlığın taraflarından birinin diğeri ile diplomatik ilişkilerini kesmesi aynı zamanda savunulan tezlerdeki kararlılığın ifadesi olarak da değerlendirilebilir. Böylesi bir durumda savunmacı tarafın saldırgan taraf ile diplomaatik ilişkilerini kesmesi statükonun korunması konusundaki kararlılığını gösteren bir uyarı olarak algılanır. Örneğin Ermenistan'ın Türkiye'nin toprak bütünlüğüne yönelik yaklaşımı Türkiye ile bu ülke arasıda diplomatik ilişkilerin kurulmasının önünde engel olarak görülmektedir. Bu noktada diplomatik ilişkilerin kesilmiş olması bir gelişen krizin işareti olarak kabul edilebilir.
|
|||
| DIŞ DEĞİŞİM |
Dış Değişim [Krizi Tetikleyici Faktör Olarak] Aralarında uyuşmazlık/çatışma yaşanan taraflardan herhangi birinin ülkesi dışında gözlemlediği değişimleri kendi algılamaları çerçevesinde tehdit olarak kabul ederek krizin tetikleyici olarak yorumlaması mümkündür. Bu bağlamda elde edilen istihbarat raporları, rakip ülkenin geliştirmiş olduğu silah sistemleri ve yeteneklerindeki değişim, saldırganlık kapasitesindeki artış, global ve/ya bölgesel alt sistemdeki değişim, bölgesel/uluslararası aktörlere ilişkin meydan okumalar taraflardan en az biri tarafından krizi tetikleyecek dış değişim olarak kabul edilebilir. Bir başka boyutuyla, uluslararası ortamdaki değişimin bir sonucu olarak taraflar arasında bir uyuşmazlığın ortaya çıkışı ve bunun sonucunda gerilimin tırmanarak kriz yaratması...
Krizi tetikleyici faktör olarak dış değişime örnek: 1935 yılında Türkiye'nin Trakya'yı silahlandırması ve Balkan Antantı'nın yaşama geçmesi Bulgaristan bakımından bir krizin tetikleyicisi olarak görülmüştür. 1997 yılında GKRY'nin Rusya Federasyonu'ndan S-300 Füze Sistemlerini satın aldığını açıklaması, 1957 yılında Suriye'nin SSCB ile askeri-siyasi ilişkilerini güçlendirme kararı alması.
|
|||
| DİŞE DİŞ |
Dişe Diş [Tit for Tat]: Düşman Tarafından Tırmandırmayı Caydırma Stratejisiyle Misilleme Stratejisinin Birleştirilmesi Savunan taraf kendisine gelen tehditleri değerlendirdikten sonra misilleme stratejisini tercih edebilir. Kendisine karşı yapılan eyleme aynı şekilde karşılık verir. Savunan taraf misillemeyi kullandıktan sonra düşmanın talep ve şikâyetlerini görüşmek isteyebilir. Misilleme ile gelen karşılıklar tırmandırmaya neden olmayacak şekilde ölçüsü belirlenmelidir. Çünkü savunan taraf tırmandırmadan kaçındığı için bu stratejiye başvurmuştur ve misilleme tırmandırmaya dönüşür ya da kaşı taraf bu şekilde algılarsa başarısız olur. Misilleme başarılı olmuyorsa savunan taraf düşmanı cezalandıracak şekilde daha ağır karşılık vermeye başlayabilir.
|
|||
| DOĞRUDAN ŞİDDET EYLEMİ |
Doğrudan Şiddet Eylemi Taraflar arasında kriz yaratan olayın taraflardan birinin uygulamış olduğu şiddet eylemine dayanması durumu... Krizi tetikleyen eylem tarafların birinin askeri şiddete başvurması sonucunda ortaya çıkabilir. Bu durumda krizi tetikleyen ve şiddet içeren eylemi gerçekleştiren tarafın davranışı saldırgan bir eylem olarak algılanarak hasım taraf da tepkisini şiddet içeren yöntemleri de içerecek şekilde düzenleyebilir.
Doğrudan şiddet ögesine yer verilen tetikleyici eylemler arasında aşağıdakilere yer verilebilir;
Sınır çatışmaları, sınır ihlalleri, hava sahası ihlali, gemi batırma, deniz-hava kazaları, büyük - stratejik hedefleri bombalama, geniş ölçekli askeri saldırı, savaş.
Türk dış politikası krizleri bakımından aşağıdaki krizler bu bağlamda değerlendirilebilir;
1929-1930 Küçük Ağrı Krizi'nde Türk askerilerinin İran sınırını geçerek geri çekilmemeleri İran için krizi tetiklemiştir. 1992 TCG Muavenet Gemisi'nin füze ile vurulması, 2010 Mavi Marmara Krizi'nde İsrail'in yardım filosuna/Mavi Marmara Gemisine askeri operasyon düzenlemesi Türkiye için krizi tetiklemiştir.
|
|||
| DOLAYLI KRİZ |
Dolaylı Kriz Krizi çıkaran tarafın eylemlerinden dolaylı olarak etkilenme ve krize taraf olma. Genellikle bir ülkenin kendi içinde başlattığı bir eylem sonucunda komşu ülkenin sorunun tarafı haline gelmesi ile gerçekleşir. Örneğin 1988 - 1991 yıllarında Irak'ın kendi ülke sınırları içerisinde Kürt halkına yönelik olarak başlattığı şiddet ve kitlesel imha girişimi Türkiye ile doğrudan bir ilgisi olmamasına rağmen Türkiye'yi bir taraf haline getirmiştir. İnsani niteliği de bulunan bir kriz Türkiye - Irak arasında bir krize dönüşmüş ve iki ülke arasındaki ilişkileri gerginleştirmiştir. Burada Türkiye savunmacı niteliği ile bir kriz yönetim stratejisi izlemiş ve Irak'tan kaçarak Türkiye topraklarına sığınan insanların yarattığı sorunu çözmek için yoğun bir çaba harcamak zorunda kalmıştır.
|
|||
| DOLAYLI ŞİDDET |
Dolaylı Şiddet Siyasal karar alıcı temel değer ve önceliklerine yönelik bir risk, tehlike, tehdit veya saldırı olarak algılamış olduğu bir davranışı, gelişmeyi krizin tetikleyicisi olarak değerlendirebilir. Bu tetikleyici gelişmenin doğrudan doğruya siyasal karar alıcının kendi ülkesine yönelik olması gerekmez. Dolayısıyla karar alıcının önemsediği, ittifak ilişkisi içerisinde olduğu, anlaşmalarla karşılıklı sorumluluk üstlenmiş olduğu bir başka ülkeye karşı gerçekleşebilecek bir meydan okuma ve durumsal değişiklik söz konusu olduğunda karar alıcı bu gelişmeyi kriz olarak kabul eder. Eğer söz konusu durumsal değişiklik ve/ya meydan okumanın askeri şiddet içeren araç ve yöntemlerle olması durumunda "dolaylı şiddet" içeren bir tetikleyiciden söz edilir.
Brecher ICB Projesinde dolaylı şiddet içeren tetikleyici eylemlere dost ve müttefik bir ülkede isyan çıkartılmasını, dost ve/ya müttefik bir ülkenin askeri şiddet içeren saldırıya uğramasını örnek olarak göstermektedir.
Türkiye'nin dış politikasındaki krizler özelinde değerlendirildiğinde aşağıdaki örnekler verilebilir;
1991 yılında Ermenistan'ın Nahçivan'ın özerk statüsünü ve toprak bütünlüğünü ihlal ederek saldırması; 1958 yılında Irak'ta meşru hükümete karşı girişilen darbe; 1964, 1967 ve 1974 yıllarında Kıbrıs'ta Türk Toplumuna ve Kıbrıs Cumhuryeti'ne yönelik saldırı ve darbe girişimi
|
|||
| DOSTANE GİRİŞİM |
Dostane Girişim Üçüncü aktörün taraflar arasında kriz ortamının daha da tırmanmasını önlemek amacıyla başlatıp sürdürdüğü ve tarafların şiddet içeren ve gerginliği arttıran girişimlere başvurmaktan alıkoyan diplomatik - siyasi girişimler bütünüdür. Genellikle her iki tarafın da krizi sonlandırmak istediği bir süreçte onurlu bir geri adım atmayı kolaylaştıracak rol oynayabilir. Dostane girişimi başlatan üçüncü aktör taraflardan herhangi birini doğrudan desteklemek yerine uzlaşı zemini yaratmanın tarafların ortak yararına olacağı seçenekler bulmaya odaklanır.
|
|||
| DÜŞMANLA İTTİFAK |
Düşmanla İttifak[Krizi] Krizi tetikleyen siyasi nitelikteki eylem taraflardan birinin bir diğerinin düşmanca ilişkiye sahip olduğu ülke ile ittifak kurmasından kaynaklanmış olabilir. Bu durumda krizin tarafı olan ülke hasmının ittifak kurma girişimini kendisine yönelik saldırgan, tehditkar bir davranış olarak algılar ve öteki göstermek zorunda olduğunu düşünür.
1957 yılında Suriye'nin Sovyetler Birliği ile yapmış olduğu işbirliği anlaşması Türkiye'deki karar alıcılar tarafından Suriye'nin "düşman" Sovyetler Birliği ile Türkiye aleyhine ittifak yaptığı şeklinde değerlendirilmiştir. 1998 yılında Suriye'nin ve Yunanistan'ın PKK ve Öcalan'a vermiş olduğu destek ve sağlamış olduğu korumanın da Türkiye bakımından bu kapsamda değerlendirildiği söylenebilir.
|
|||
| DÜŞÜK YOĞUNLUKLU ÇATIŞMA |
Düşük Yoğunluklu Çatışma Taraflar arasında siyasi-diplomatik düzeyde ortaya çıkan bir görüş ayrılığının herhangi bir evresinde taraflardan herhangi biri pek çok nedene bağlı olarak sınırlı askeri yöntemlere başvurarak kararlılığını göstermeye çalışabilir ve/ya gerginlikten yararlanarak çıkarlarını/hedeflerini gerçekleştirebileceğini düşünebilir. Böylesi bir durumda iki tarafın paylaştığı bir bölgede kontrol edilebilirliği yüksek bir sıcak çatışma yaratılabilir. Ancak bu durum bu taktiğe başvuran için oldukça büyük riskler de taşıyabilir. Nitekim karşı taraf bu sınırlı, düşük yoğunluklu çatışmayı tırmandırarak daha büyük bir çatışmanın yolunu açmayı tercih edebilir.
|
|||
| EKONOMİK EYLEM |
Ekonomik [Eylem] Kriz yaratan olayın taraflar arasındaki ekonomik ilişkilerden kaynaklanması ve/ya doğrudan-dolaylı olarak tarafların ekonomik çıkarlarını ilgilendirmesi durumu. Taraflardan birinin diğeri üzerinde oluşturmaya çalıştığı baskı / etki arayışında karşı tarafa yönelik olarak ambargo uygulaması, damping yaparak zarara uğratması, ülkesinde bulunan diğer ülke ekonomik varlıklarını millileştirmesi, ekonomik yardımlarını kesmesi taraflar arasında çatışmacı ilişkileri krize dönüştüren tetikleyici ekonomik eylem olarak görülebilir.
Krizi tetikleyen ekonomik eyleme örnek: 1968-1973 yılları arasında ABD'nin Türkiye üzerinde baskı kurarak Haşhaş ekiminin yasaklanmasını istemesi
Aşağıdaki örnekler bir krizin başlamasına gerekçe oluşturabilme olasılığını içermekle birlikte krizleşememiştir: 1964 krizinde Türkiye'nin Yunanistan ile 1930'larda imzalamış olduğu İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Anlaşması'nı feshederek Yunan uyrukluların Türkiye'deki mal varlıklarını dondurması. 1974 yılında ABD'nin Türkiye'ye silah ambargosu uygulaması ve yardımları şarta bağlaması.
|
|||
| EKONOMİK KRİZ |
Ekonomik Kriz Kriz olarak algılanan fiili ihlal ve/ya tehdit hali savunmacı tarafın ekonomik hak ve çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak görülebilir... Tetikleyici eylemi gerçekleştiren taraf hasmına ekonomik çıkarlarına ağır hasar verecek nitelikte ambargo, damping, milleştirme, ekonomik yardımların kısılması ve/ya engellenmesi gibi bir girişim başlatarak baskı yaratmaya çalışabilir. Bu girişim savunmacı taraf bakımından krizin tetikleycisi davranış olarak görülür. Günümüzde buna mali -finansal baskı araçlarını da eklemek gerekmektedir.
|
|||
| EKONOMİK TEPKİ |
Ekonomik Tepki / Economic Act Taraflar arasında kriz yaratan sözsel ve/ya eylemsel davranışı (tetikleyici davranış) savunmacı taraf ekonomik avantajlarını ve seçeneklerini kullanarak karşılamaya çalışabilir. Ekonomik tepki genellikle saldırgan tarafın ekonomik baskı altına alınabilecek bir bağımlılığı varsa ve/ya ekonomik güç bakımından asimetriden söz edilebilirse başarılı bir seçenek olabilir. Diğer yandan siyasi ve askeri tepki gösterilmeden önceki evrelerde karşı tarafı müzakere edilebilir bir zemine çekme açısından kolaylaştırıcı işlev de görebilir.
|
|||
| EKONOMİK [Tehdit] |
Ekonomik Krize neden olayın savunmacı tarafın ekonomik yaşamı, kapasitesi üzerinde etki yaratacak türden olması durumu. Krizin tetikleycisi eylem taraflar arasında ekonomik, mali, finansal bir konuda ortaya çıkıyor ise bu durumda karar alıcı üzerinde bir tehdit algısı doğurabilir. Ekonomik tehdit günümüz uluslararası ilişkilerinde çok çeşitli araç ve yöntemlerle ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla ekonomik açıdan ağır bir hasara, zarara uğrama tehdidiyle karşılaşan bir ülkenin önceden hazırlıklı ve güçlü bir ekonomik yapısı yok ise duyarlılığı ve kırılganlığı artmaktadır. Dış yardım ilişkisi, mali ve finans piyasalarının ekonomik politkilar üzerinde söz sahibi olma arayışları, uluslararası şirketlerin spekülatif davranışları, sıcak para giriş-çıkışı gibi mali-finansal tehditlerbu bağlamda sıralanabilir.
|
|||
| EYLEM ÇAĞRISI |
Eylem Çağrısı Savunmacı tarafın bir kriz sırasında saldırgan karşısında direnç gösterememesi ve uluslararası yardıma ihtiyaç duyduğunun aşikar olduğu durumlarda üçüncü aktörler saldırgana karşı ortak ve/ya bireysel destek verebilecek ülke ve/ya aktörlere çağrıda bulunarak saldırgan tarafı caydıracak bir uluslararası destek yaratmaya çalışabilirler. Böylesi bir durumda saldırgan taraf ya saldırısına son vererek kriz yaratan eyleminden önceki müzakere zeminine geri dönecek veya bir meydan okumayı tercih ederek eylem kararlılığını sürdürecektir. Bu durumda uluslararasılaşma riski yüksek bir krizden söz etmek mümkündür.
|
|||
| EYLEMSİZLİK |
Eylemsizlik / Karşılık Vermeme Çatışma durumundan krize dönüşecek evrede saldırgan tarafın sözsel - eylemsel durum alışı / tetikleyici davranışı savunmacı tarafın açık ve kararlı bir karşılık vermemesine neden olabilir. Savunmacı taraf çeşitli gerekçelerle saldırgan eyleme karşı bir tepki göstermeyerek krizi tırmandırmamayı tercih edebilir. Bu durum kimi zaman asimetrik bir güç dengesinin sonucu olabileceği gibi savunmacı tarafın gerekli hazırlıkları ve kararlı bir tepkiyi organize edebilmesi bakımından ihtiyaç duyduğu zaman kazanma amacını da taşıyabilir. Bununla birlikte savunmacı tarafın eylemsiz kalması saldırgan tarafın daha güçlü ve ısrarlı bir pozisyon kazanmasına da olanak tanıyabileceğinden riskli bir tercihtir. Tetikleyici söz/eyleme karşılık vermeyen, direnç göstermeyen taraf statü ve/ya statükonun kendi aleyhine değiştirilmesini [geçici de olsa] kabul etmiş olur. Ancak krizin seyri içerisinde savunmacı tarafın karar alıcılarının yeni bir tepki üretmeleri ve uygulamaları her zaman için vardır.
Türkiye'nin dış politika krizlerine ilişkin örnekler arasında eylemsizlik örneğine rastlanmamıştır. Bu duruma en yakın sayılabilecek krizler olarak Türkiye'nin ABD ile yaşamış olduğu dış politika krizleri örnek verilebilir. Ancak 1964 Johnson Mektubu Krizi'nde Türkiye tepkisini siyasi olarak göstermiştir. Görüşlerini ve tepkisini ABD Başkanı Johnson'a yazmış olduğu cevabi mektubunda Başbakan İnönü açıkça ifade etmiş ve Kıbrıs krizindeki duyarlılığımızı ve siyasamızı açıklamıştır. |