KRİZ ANALİZİ-YÖNETİMİ KAVRAMLAR-TERİMLER SÖZLÜĞÜ
TÜBİTAK /SOBAG 1001 Projesi / Proje No. 112K172
Türkiye'de Dış Politika Krizlerinde Karar Verme ve Kriz Yönetimi Süreç Analizi

logotdp

Üye Giriş

Sitemize Hoş Geldiniz

Yine Bekleriz, Dileriz Yararlı Olmuştur...

KRİZ ANALİZİ-YÖNETİMİ KAVRAMLAR-TERİMLER SÖZLÜĞÜ

Search for glossary terms (regular expression allowed)
Begin with Contains Exact termSounds like

Glossaries

Term Definition
SORUNU ÇÖZMEYEN KRİZ
Krizin Sonucuna Göre Tasnif
Kod: S
 S3

Sorunu Çözmeyen Kriz

Kriz halini ortadan kaldıran girişimler sonucunda krize neden olan uyuşmazlık/soruna ilişkin olarak tarafları  memnun eden bir çözüm yaratılamamış ise...

Krizin sonlanmasını sağlayacak girişimlerin (hukuki, siyasi) başarılı olmasına rağmen taraflar arasındaki uyuşmazlığı gidermek mümkün olmayabilir. Bu durumda taraflar arasında aynı konuda yeni bir kriz halinin ortaya çıkması olasılığı her zaman vardır.

Kriz yönetiminde temel amaç taraflar arasında kriz halinin askeri bir çatışmaya hatta savaşa dönüşmeden sonlandırılmasıdır. Bu nedenle çoğunlukla taraflar arasındaki diplomatik/siyasi girişimlerin hedefi krizi sonlandırmaktır. Bununla birlikte kimi durumlarda taraflar arasındaki krize dönüşen uyuşmazlığa bir çözüm üretilebilmesi olasılığı bulunmakla birlikte çoğunlukla krizleri sonlandırırken uyuşmazlığı ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir.

Sorunu Çözmeyen Krize Örnek: Türkiye ile Yunanistan arasındaki uyuşmazlık konularını bu kapsamda değerlendirmek mümkündür. Örneğin 1976 kıta sahanlığı krizinde kriz halini ortadan kaldırmak mümkün olmuş fakat kıta sahanlığının saptanması, sınırlandırılmasına ilişkn uyuşmazlık hala varlığını korumaktadır. 1996 yılındaki Kardak Kayalıkları krizini de aynı şekilde değerlendirebiliriz. Kayalıklardan asker ve sembollerin karşılıklı olarak çekilmesine rağmen egemenliği antlaşmalarla devredilememiş ada, adacık ve kayalıkların hangi ülkeye ait oldukları sorunu çözülememiştir.


 

SORUŞTURMA
Üçüncü Aktör Müdahalesi 
Kod: JA
 

Soruşturma

Üçüncü aktörün ortaya çıkan bir kriz sırasında taraflar arasında diplomatik iletişim kanallarını kullanarak krizin yayılmasını önlemeye, krizi sonlandırmaya çalışabilir. Böyle bir süreçte tarafların birbirlerine yönelik suçlamalarının doğruluğunu - haklılığı ortaya koyabilmek için kriz yaratan süreçte tarafların davranışlarını soruşturarak bir tür kolaylaştırıcı rol üstlenebilir.


 

SÖZLÜ TEPKİ
Krizi Tetikleyen Olaya Verilen İlk Tepkiye  Göre Tasnif
Kod: TT
 

Sözlü Tepki [VERBAL ACT]

Çatışma evresinden krize geçişte saldırgan tarafın sergileyeceği sözsel/eylemsel davranış savunmacı tarafın sözsel tepkisi ile karşılanabilir. Genellikle savunmacı taraf saldırganın tetikleyici davranışına karşı önceden senaryosal önlemler geliştirememiş ise ve/ya tırmandırmayı öncelikleri açısından uygun görmüyor ise kararlılığını ve direncini gösterecek eylemsel davranışı organize edinceye değin ilk tepkisini sözsel olarak gereçekleştirmiş olur. Bu tercih aslında krizin hızla tırmanmasını önleyecek davranış olmasının yanı sıra savunmacı tarafın ulusal - uluslararası ortamda meşru zeminde olduğunu göstermesini sağlayacak zamanı da kazanmasını sağlamaya yarar. Saldırgan karşısında asimetrik bir güç dengesinin kurulması ve baskı yaratılabilmesi için gerekli ittifak arayışları bu aşamada gerçekleştirilebilir.

Sözsel tepkiden başlayarak kararlılığı ve inandırıcılığı arttıracak değişik baskıyı arttırma tercihleri süreç içerisinde devreye konulabilir.

  


 

SÖZSEL EYLEM
Krizin Tetikleyicisine Göre Tasnif
Kod: D
 

Sözsel Eylem

Krizi yaratan olay taraflar arasında sözsel bir meydan okumanın sonucunda gerçekleşmiş olabilir. Sözsel bir meydan okuma hasım açısından tetikleyici bir girişim olarak algılanarak hızlıca ve en üst seviyede  bir tepkiye kaynaklık edebilir.

 

Türk dış politikası krizleri bakımından ele alındığında;

1945 yılında Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı Molotov'un Büyükelçi S. Sarper'e dillendirmiş olduğu görüş ve talepler -başlangıçta yazılı olmamasına karşın- Türkiye'de krizin tetikleyicisi olarak görülmüştür.

1987 yılında Ege Denizi'nde yaşanan kıta sahanlığı krizi Yunanistan'ın Bern Deklarasyonu/Anlaşması'nın geçerli olmadığını ve Yunan karasularının dışında petrol aramalarına başlanacağını açıklaması ile tetiklenmiştir.

 


 

 
STATÜ BELİRSİZLİĞİ KRİZİ
Krizi Yaratan Olayın Etkisine Göre Tasnif
Kod: E
 E3

Statü Belirsizliği Krizi

Kriz yaratan olayın etkisine göre statü belirsizliğine neden olan kriz türü...


 

STATUS QUO ANTE KRİZİ
Krizin Sonucuna Göre Tasnif
Kod: S
S2 

Status Quo Ante Krizi

Kriz sonrasında krizin ortaya çıkmasından önceki duruma büyük ölçüde geri dönülüyor ise...

Uyuşmazlığın tarafları geçici olarak bir statü üzerinde uzlaşmış olabilirler. Ancak süreç içerisinde taraflardan biri bu statünün devamını çıkar ve öncelikleri açısından uygun görmeyerek bir fiili durum yaratmak isteyebilir. Böylesi bir durumda statünün devamını arzulayan tarafın savunmacı tepkisi ile tırmanan kriz sonunda fiili durum yaratan taraf geri adım atarak daha önce uzlaşmış oldukları status quo'nun devam etmekte olduğunu kabul edebilir. Böylesi bir durum krizin sonlanmasını kolaylaştırırken ilişkilerin düzeyi kriz öncesi seviyeye döner.

Bu tür krizlere örnek: 1987 yılında Yunanistan'ın Bern Deklarasyonu'nun geçersiz olduğunu açıklayarak karasularının dışında petrol arama faaliyetlerine başlayacağını dillendirmesi sonucunda Türkiye Bern Deklarasyonu'nun hala geçerli olduğunu bildirmiş, aksi takdirde kendisinin de ilan etmiş olduğu kıta sahanlığı bölgelerinde petrol arayabileceğini açıklamıştır. Bunun üzerine Yunanistan geri adım atarak Bern Deklarasyonu ile oluşturulan statünün hala devam ettiğini ve kendisinin bu statüye uyacağını açıklaması ile kriz öncesi safhaya geri dönülmüştür.


 

SUCLAMA
Krizi Tetikleyen Olayın Niteliğine Göre Tasnif 
Kod: D_3
 S

Suçlama [Krizi]

 --

 

 

 


 

SUİKAST
Krizi yaratan Olayın Niteliğine Göre Tasnif
Kod: D_3
 RİT

Suikast

--


 

TAAHHÜTLERİ YERİNE GETİRME
[Savunmacı] Kriz Yönetim Stratejisi
Kod: F
 

 Taahhütleri Yerine Getirme [Conveying Commitment and Resolve]:

 

Düşman Tarafından Yanlış Hesap Yapılmasının Önlenmesi ve Taahhütlerin Yerine Getirilmesi
 
Savunmacı tarafın kendi isteklerini düşmanın yanlış anlamasını engellemeye yönelik bir stratejidir. Uzlaşmaya giderken savunmacı tarafın kararlılığını ve niyetini doğru bir şekilde göstermesi gerekmektedir.
 
 

 

TASARLANMIŞ KRİZ
Krizi Çıkaran tarafın Niyetine Göre Tasnif 
Kod: N
 N3

 Tasarlanmış [Kriz]

Krizi çıkaran taraf söz konusu olayda kriz çıkacağını öngördükten sonra risk/yarar, fayda/maliyetsenaryolarını düşünerek kriz çıkartmanın beklentilerini karşılayacağına karar vererek süreci tasarlamış olur. 

Pratikte bir krizin tasarlanması oldukça zordur, rakibin göstereceği tepkiye uygun olarak tasarlanmış krizin evrelerini ve olası yöntem ve araçlarını gerek taktik gerekse stratejik ölçekte esnek bir şekilde kurgulamış olmak gerekir. Aksi takdirde tasarlanış bir kriz yarar sağlamaktan çok karar veren için zarar doğmasına neden olabilir.

 


 

TEHDİT
Krizi Tetikleyen Olayın Niteliğine Göre Tasnif 
Kod: D-3
 

Tehdit [Krizi]

 -

 

 

 


 

TEK PARTİ
Hükümet Yapısına Göre Tasnif 
Kod: A1
 

 


Tek Parti

Kriz anında tarafların siyasal rejimine göre var olan iktidarda tek bir siyasi partinin bulunması durumu.

 

Ayrıca;

 

Tek partili siyasal rejim (Liberal - Sosyalist / otoriter)

Çok partili siyasal rejim

 

 


 

TEK TARAFLI KRİZ
Krizin  Taraflarına Göre Tasnif 
Kod: T
T1

Tek Taraflı Kriz

Bu tür krizde ortaya çıkan durumu sadece bir taraf "kriz" olarak kabul ederek tepkisini şekillendirir. Durumu kriz olarak değerlendiren taraf bundan bir başka ülkeyi sorumlu görmeye çalışsa da o ülke bu durumu kriz olarak kabul etmediği sürece kriz tek taraflı seyredebilir.

Kriz halinin bir aktörün kendi ülkesel sınırları içerisinde meydana gelmesi durumu ve/ya kendi çıkar ve önceliklerine yönelik bir tehdit algısı içerisinde olması durumu. Saldırgan veya savunmacı bir aktörün kendince haklı gerekçelere dayandırdığı ve herhangi bir başka aktör ile kriz yaratma amacında olmamasına rağmen bu durumun karşı tarafta algısal olarak kriz hali olarak değerlendirilerek tepki gösterilmesi.

Bu tür krizlerde karar alıcı bakımından krizin karşı muhatabı ya bulunmaz veya karşı taraf krizi nitelendirirken aynı derecede önem atfetmez. Karar alma bakımından duruma kriz anlamını yükleyen taraf krizi ikili veya çok taraflı bir krize dönüştürmekte zorlanır. Dolayısıyla nitelik bakımından dış politikayı ilgilendirmesine rağmen kriz hali birden fazla ülkeyi doğrudan taraf haline getirmediği için "kriz" sadece ona bu anlamı yükleyen aktör için söz konusudur.

 

Örneğin 1942 yılında yaşanan Struma Gemisi krizinde durum tam da budur. İkinci Dünya Savaşı'nın tüm yoğunluğuyla sürdüğü bir sırada gerçekleşen olayda İngiltere'nin denetimi altındaki güvenli bölgelere-Filistin'e gitmek amacıyla Boğazlar'dan geçmeye çalışan gemideki yolcular İngiltere'nin gerekli izni vermemesi ve savaşan devletlerin savaş koşullarını ileri sürmesi dolayısıyla Türkiye'deki karar alıcılar bakımından olayı "kriz"e dönüştürmüştür. Doğrudan hiç bir ülke krize taraf olmamıştır. Türkiye ulusal güvenlik,çıkar ve öncelikleri ile insani sorumluluklar arasında bir tercihe zorlanmış ve gemiyi geldiği limana geri gönderme kararını almıştır.

 

Aliases (separate with |): |Dış Politika Krizi|Tek Taraflı Kriz|Unilateral Crisis

 


 

TEKRARLAYAN KRİZ
Krizin Ortaya Çıkış Şekline  Göre Tasnif 

Kod: Z

 Z4

Tekrarlayan Kriz [Protracted Crisis / Crisis in Protracted Conflict]

Zamansal olarak süreç içerisinde kriz niteliği taşıyan, durağanlaşan, sonra yeniden tırmanma eğilimi gösteren kriz türüdür. Krizi sona erdiren girişimler sonrasında krize neden olan olaylar, genel olarak sorun ortadan kaldırılmadığı için taraflar soruna ilişkin hak ve çıkarlarının sürdüğünü göstermek için zaman zaman kontrollü bir şekilde krizi tırmandırarak kendilerince uygun çözümü dayatmak isteyebilirler. Krize neden olan uyuşmazlık noktası üzerinde tarafların yeni bir statü kurmaları ve anlaşmalarıyla kriz ortadan kaldırılabilir.

Tekrarlayan krizler aynı zamanda taraflar arasında sürmekte olan bir uyuşmazlık-çatışma içerisinde yeniden tırmanma potansiyelini içlerinde barındırdıklarından literatürde “tekrarlayan çatışma içinde kriz” / protracted crisis olarak tanımlanmaktadırlar.

Türkiye’nin taraf olduğu dış politika krizlerinden bazıları bu sınıflandırma içerisinde değerlendirilebilir; Örneğin Ege Denizi’ne ilişkin uyuşmazlıklar ve Kıbrıs uyuşmazlığı içerisinde ortaya çıkan krizler bu  türden krizlerdir. Doğası gereği tekrarlayan krizler aynı uyuşmazlık-çatışma konusunda fakat birbirinden görece bağımsız herhangi bir olay ile yeniden tetiklenerek kriz özelliğine sahip olabilirler. Bu niteliği ile bakıldığında 1963-1964, 1967, 1974, 1997 ve 2003 Kıbrıs krizleri Kıbrıs uyuşmazlığının bir parçası olarak gündeme gelmişlerdir. Aynı şekilde 1973-1976 kıta sahanlığı, 1974-1980 NOTAM-FIR, 1981 Limni, 1987 kıta sahanlığı, 1996 Kardak krizleri Ege Denizi’nde Türkiye ile Yunanistan arasındaki uyuşmazlığın bir parçası olarak ortaya çıkmıştır.

 


 

TERÖR EYLEMLERİ
Krizi Tetikleyen Olayın Niteliğine Göre Tasnif 

Kod: D_3

 RİT

Terör Eylemleri

Uyuşmazlık, çatışmanın tarafı olan devleti baskı altında tutabilmek için ülke içinde terör eylemleri organize etmek, var olanları desteklemek ve/ya kolaylaştırmak gibi yöntemler tercih edildiğinde savunmacı taraf bu tür eylemlere desteğinden dolayı kendisini savunma açısından meşru zeminden görerek krize tırmandırmayı tercih edebilir. 

 

Krizi Tetikleyen Olayın Niteliğine Göre Terör Eylemleri örneği:

Suriye'nin teröre ve terör örgütlerine vermiş olduğu destek bu ülke ile Türkiye arasında yaşanan uyuşmazlık ve çatışma sürecini krize tırmandıran olay olmuştur.


 

Terör Eylemleri

 

Site İletişim

S5 Box

Üye Giriş

Sitemize Hoş Geldiniz

Yine Bekleriz, Dileriz Yararlı Olmuştur...